Balıkçılar

Evdeki herkes pedere bakıyordu. Bekliyorlardı. Fakat pederde bir hareket yoktu. Yavaşça ceketini astı. Hafif bir çıtırtı ile somyaya, ninenin ayak ucuna oturdu.

Yüzünden "Bugün yine açız!" ifadesi seziliyordu. Çocuklar başlarını öne eğdiler. Bu sırada; "Belki sular sakinleşir yarın biraz?" dedi. Fakat sakinleşmeyeceğini o da biliyordu. Birden ince bir ses yükseldi; "Belki, belki ben giderim dalgalar dinmese bile..." Uzun süren bir sessizlik sonunda pederden isteksizce bir "Olur!" cevabı yükseldi. Çocuk korkulu bir sevinç yaşıyordu."Sen ninemle otur bak iyileşemedi kaç gündür" dedi, peder kederli sesiyle "Ben çalıştım çabaladım oğul, sen de çalış alış bu hayata, gücün yetene kadar çalış...Ninenle,babanın işi bitti, biz artık ölmeliyiz!" diyerek cevap verdi. Çocuk "Hayır, hayır siz ölürseniz ben ne yaparım?"

Aradan bir süre geçti, birkaç dilim kuru ekmeği aralarında paylaştılar. Sonra titrek bir ses; "Yarın şafak sökmeden ağları hazırlarsın, yedek ip, mantar almadan sakın açılma denize...Kayık çocuklara benzer, aç yelkeni bırak oynasın, tetikte bulun deniz kadın gibidir, aman ha bir öyle, bir böyle dikkatli ol!" dedi.

Çocukların yüzlerinde bir mutluluk ifadesi vardı. Hepsi odalarına çekildiler. Bir-iki saat sonra; "Küçük mü gidecek balığa?" dedi nine. "Evet öyle istedi" diye cevap verdi peder. Nine bir an ya o dönmeden ben ölürsem diye düşünde. Çocuk kapının aralığından onları izliyordu, peder onu gördü. Bir an onun halsiz titremesine baktı kaldı. Daha sonra birbirlerinden gözlerini ayırdılar. Tıpkı bir dalganın kıyya vurup yavaşça ayrılması gibi...

Şafak sökmek üzereydi. O, teknenin içinde birşeyler ile uğraşıyor, minik elleri halatların içinde kayboluyordu. Dalgalar tekneye vuruyor, geriliyordu. Çocuk uğraşıyordu, peder işaret etti, "Haydi, git boğuş dalgalarla, yen o dalgaları haydi!"

Ama bu tekne nasıl dayanabilirdi ki o yutucu dalgalara...Hele içinde yeni bir kaptan var ise.

Aylar sonra baba yine kayalıklardan gösteriyordu dalgaları, acılı, kederli ve ağlamaklı....

Show Comments